Ergenekon terör örgütü davası kapsamındaki başsavcı Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlanan iddianamenin hedefi, Atatürk’ün kurduğu Laik demokratik ve sosyal hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nden rövanş almaktı…
Tarihimizin yüzkarası olan Ergenekon Davasını 25 Temmuz 2008'de açıldı…
****
FETÖ kalkışması sürecinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a karşı evinin dinlemesiyle başlayan, “17/25 Aralık ifşalarıyla” süren dönemde AKP, devletin işleyişine karşı bir kumpas yapıldığının farkına vardı ve mahkeme, 'Ergenekon örgütü' adı altında bir örgüt olmadığı için, 'örgüt kurmak, yönetmek, üyelik, yardım ve yataklık' suçlarından açılan davaları düşürerek, 235 kişiden oluşan sanıkların tümünün beraatine karar verdi…
****
Ümraniye operasyonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı (işlediği suçları bilerek yurtdışına kaçan ) Zekeriya Öz’ün talimatıyla emniyet güçleri tarafından tutuklanan Kuddusi Okkır’ın, Ergenekon örgütünün finansörü olduğu iddia edilmişti...
Hapishanede kanser hastalığına yakalanan Okkır, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ölmüştü…
Okkır öldüğünde geliri olmadığı için Naaşı belediye tarafından defnedilmişti…
****
O gün çıkarları için inançları sömüren FETÖ’cüler, yani ülkeyi yöneten siyasal İslamcılar, bir masum kişinin ölümüne neden olarak günah işlemişlerdi…
Diğer yandan, bozdukları yargının adaleti oluşturmadığını anlayan halkın da öfkesini kazanmışlardı…
****
Bugün de benzeri insanlık dışı olaylar vahşice sürüyor…
Yargının taraflı ve bağımlı olması nedeniyle, yurttaşlarımızın %83 yargılamaya güven duymuyor!
Adaletin oluşmadığı yerde, yaşam güvencesi olmaz!
Daha da tehlikelisi toplumsal barış hiç OLMAZ!
****
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla başlayan, seçilmiş insanlara yapılan mezalim halkta çok büyük infial yaratıyor…
Ancak, “Unutulan Masumiyet Karinesi, evrensek hukuk Kurallarının uygulanmaması, toplumu sindirme ve korkutma çabaları,” iktidarı güçlendirmek yerine, yurttaşın nefretini kazanıyor…
Hele hele emperyalisteler karşı Kurtuluş Savaşını kazanan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu arkadaşlarıyla birlikte sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’e olan kin ve nefretin ortaya dökülmesi ve ülkenin bekası ile oynanması, toplumda büyük tepkiler oluşturuluyor…
Atatürk isminin kaldırılması, “Türkiye Cumhuriyeti” amblemlerinin kamu kurumlarından silinmesi, Atatürk resimlerinin duvarlardan kaldırılması eylemlerine karşı millet, Anıtkabir’e akın ederek sessizce protesto ediyor…Şimdilik!!
Son olarak THY, uçaklarından Atatürk’ün “istikbal göklerdedir” veciz sözünü kaldırmanın yanı sıra şimdi de “çalışanların yakalarında Atatürk rozeti taşımasını yasaklıyor…
Yapılan bilinçli bir adım daha!
****
İBB Kumpasından tutuklu olan, suçunun ne olduğu henüz belirlenmeyen, halkın sevgisini kazanmış, seçilmiş, görevinde başarılı olmuş, üstelik İstanbul’un ilk “Şehir Plancısı” Belediye Başkanı olarak bilinen, bu değerli yönetici, hasta olmasına karşın büyük bir hınçla adeta ölümüne kötü muameleye tabii tutuluyor…
Neden?
Hapiste ölmesi bugünkü yöneticilere ne kazandıracak?
“Allah korkusu” olmayanların inancına biz nasıl inanacağız?
Bir değerli yurttaşın, bir insanın ölümüne sevinenler, halka nasıl hesap verecekler?
Ve varsa vicdanlarına!
****
Daha önce iki kez kanser tedavisi başarıyla sonuçlanan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'a, tutuklu olduğu sürede iki kez kemik biyopsisi uygulanmış ve son olarak boynunda tespit edilen kitle nedeniyle 13 Ocak Salı günü İzmir Kâtip Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyat edilmişti.
****
Çalık'ın avukatı Melih Koçan'ın aktardığına göre, geçtiğimiz gün akşam saatlerinde operasyon bölgesinde gelişen şişlik, kızarıklık ve akıntı nedeniyle Çalık cezaevi revirine başvurdu, yapılan ilk değerlendirme üzerine 112 Acil Servis çağrıldı. Saat 21.30 sıralarında gelen ambulans ekibi tarafından yapılan muayenede yaranın henüz kapanmadığı, dikişlerin alınmadığı ve enfeksiyon riskinin devam ettiği tespit edilerek hastaneye sevkin gerekli olduğu ifade edildi.
****
Mehmet Murat Çalık, hastaneye sevk edildi de ne oldu? …
Murat Çalık'ın ameliyat olduğu İzmir Kâtip Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne değil, İzmir Şehir Hastanesi’ne götürülmesi ayrı bir garabet…
Niye bir insana bu kadar kötülük yapılır?
Neden bir tutuklunun “MASUMİYET KARİNESİNDEN” Yararlanması engellenir…
Bu ne kindir?
Bu ne insanlık dışı davranıştır?
Bu duruma sokulması için bir halkın seçtiği Belediye Başkanı ne yapmıştır?
****
Biliniz ki, Atatürkçü, çağdaş, inançlı, demokrat, aydın ve yurtsever bir belediye Başkanının ölümünden kimseye hayır gelmez!
İnsaf!
Bu kadar da olmaz!
İnsan ve ülke sevgisi olmayanların artık yönetmekten uzaklaşması, gitmesi gerekir…
Bu nedenle hemen seçim yapılmalıdır…