İMAR POLİTİKALARINDA TEK KAYBEDEN HALKTIR
ÇAPARALİ GİDER BETERALİ GELİR…
Yazının birinci bölümünde Halk için Belediyecilik açısından AKP Büyükşehir belediyeleri ile CHP Büyükşehir Belediyeleri arasında bir kıyaslama yapmış ve Hatay Büyükşehir Belediyesinin temel politikalarına yer vereceğimizi belirtmiştik.
İmar rantı yönünden dedikodulara çok sık rastlıyorum. Nihayetinde imar tadilatına yönelik her adımın rant koktuğu dikkate alınarak parsel bazında
imar tadilatlarına mesafeli yaklaşılmalıdır. Aksi takdirde dedikoduların önü kesilemez. İmar politikalarının mecliste grubu bulunan tüm partilerin ortak iradesiyle belirlendiği, rant kokan icraatların, “kazan-kazan” anlayışıyla uygulamaya konulduğu aşikar. Bu yüzden bu konuda kaybeden sadece Hatay halkıdır.
Estetikten uzak, yeşil alanları talan edilen, trafik yoğunluğuna boğulan halka belediyeler “çarpık yapılaşma” dışında bir hizmet verememektedir. Bu sorun sadece Hatay’ın değil ne yazık ki tüm Türkiye’nin sorunudur. Partiler imar rantında genellikle birleşiyor.
Hatay Büyükşehir belediyesinin imar konusunda ne yazık ki ilkesel bir tutumu bulunmamaktadır. Parsel bazında değişiklik yapmamak üzerine niyet açıklıyorlar. Ancak bu niyetin meclis toplantılarında “ duygusal” nedenlerle olsa gerek sık sık başka parsel yönüne evirildiği gözlenmektedir.
Bu duruma kesinlikle son verilmelidir.
Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkmaz
İstihdam politikalarına yönelik eleştiriler ise tam 6 yıldır hiç bitmedi. İşe alımlarda ayrımcılık yapıldığı, liyakat yerine “başkanın adamları” zihniyetinin öne çıktığı, Başkan’ın milliyetçi ve muhafazakâr yapısı gereği işe alımlarda referansın başkana oy veren tabana, tamamen zıt karakterde ve ideolojide insanlara ağırlık verilmesi parti ile başkan arasında bir çatışma yaratmış görünüyor. Hatta o kadar ileri ki bu çatışma, partinin il kongresine başkan Lütfü Savaş katılmamasına kadar uzanmıştı.
Bu konuda çatışma başka alanlara sirayet ederek devam ediyor. Bu konuda akıl ve sağduyunun öne çıkacağı bir müdahale yapılmadıkça çatışmanın büyüyeceği, partiye de, başkana da zarar vereceği açık. Son yaşanan “Çaparali” meselesine bu cepheden bakılmalıdır. Bu konuda soruşturma açmak değil, ilkesel bir tutumla tüm istihdam politikalarının gözden geçirilmesi gerektiği inancındayım.
Yoksa “Çaparali gider Beterali” gelir. Hep böyle olmadı mı? Soruna köklü çözümler üretilmesi gerektiği çok açık ve bu konuda ciddiyetle tutum alınmalıdır.
İstihdam politikaları nedeniyle yaşanan çatışmanın her iki tarafından ayrı olarak biz Hatay’da yaşayanlar bu çekişmenin ceremesini çekiyor ve mağduru oluyoruz. Bu konuda objektif ve artık herkesi kucaklayan adımlar atılmalıdır.
Bunun için de en iyi yöntem şeffaflıktır.
Böylece istihdam politikalarında ayrımcılık yapılması engellenebilir ve varsa bankamatik memurlarından da kurtuluruz.
Bir yurttaş olarak hak etmeyene bir tek kuruş verilmesine razı olmamalıyız.
Asıl Zaafiyet Sosyal Belediyecilik Politikalarında
Hatay Büyükşehir Belediyesinin en zayıf olduğu hizmetler hangisi diye sorulursa; tereddütsüz sosyal belediyecilik hizmetleri derim. Başkan Lütfü Savaş, belediyeciliği ticarethane gibi yöneten bir anlayıştan geliyor. Ülkemizde sağ ve muhafazakâr zihniyetin yönetim anlayışında sosyal belediyecilik deneyimi zayıftır. Ne yazık ki bu kurumları şirket gibi yönetmeye alışkınlar. Sürekli kar-zarar hesabı yaparak kamusal yarardan fersah fersah kaçarlar.
Ellerinde değildir, çünkü muhafazakar ve milliyetçi sağ siyaset; vatan millet edebiyatı yaparak halkın hak taleplerini engelleyen , halkı sindirerek hizmet taleplerine set çeken bir geleneği temsil ederler. Halka ücretsiz hizmet vermenin, sosyal hakları tanımanın ve sosyal özgürlüklerine saygılı bir hukuk düzeninin Devleti zaafiyete düşüreceğini düşünürler. Lütfü Savaş CHP’den belediye başkanı olunca bu konularda geleneksel anlayışının dışına çıktığını gözlemledik. Geleneksel tutumundan kısmen de olsa ayrılması iyi de oldu.
Oysa son yıllardaki gelir uçurumu ve ekonomik çöküntü sosyal belediyeciliğin önemini arttırmıştır. Su parasının halka bedava verilmesi veya sembolik bir rakamla halka sunulması önerisini getiren benim gibi adamlara “deli” gözüyle baktığından eminim. Nitekim suya yapılan zamları eleştirilere rağmen hiç taviz vermemesinin nedeni işte bu anlayıştır. Ancak her şeye rağmen Corona günlerinde bu konuda bir atak bekledim. Üç aylığına olsun su parasını almayabilirdi. Ama olmadı.
Küresel salgın günlerinde dahi bu konuda halka destek verilmemesinin sebebi sağ ve muhafazakar zihniyetin sosyal belediyecilik politikaları karşısında hafızalısının “error” vermesidir. Saray’ın politikalarında “hep halktan almaya yönelik” zihniyet ayyuka çıkmışken, sosyal belediyeciliğin dayanışmaya, paylaşmaya ve birlikte üretmeye yönelik ilkeleri halkın takdirini kazanırdı. Sarayın sokağa bıraktığı yoksul ve emekçi vatandaşın elini belediyenin sıcak eli tutabilirdi.
Başkan Lütfü Savaşın bu konuda avantajı da vardı. Çünkü ikinci dönemine başlamış ve CHP gibi sosyal belediyecilik konusunda ciddi bir birikime sahip bir partiden seçilmişti. Hatay Büyükşehir Belediyesi CHP’nin özellikle geniş halk kesimlerine yönelik politikalarından ve deneyimlerinden faydalanmalıdır. Ben bu konuda tüm tarafların ciddi eksiklikler yaptığının ve kalplerin halk için atmadığı kanaatindeyim. İlk aklıma gelen bazı sosyal politikaları yeri gelmişken hatırlatmak ihtiyacı duyuyorum. Şöyle ki;
•Temel ihtiyaç olan su parasının ya hiç alınmaması veya 10 tona kadar su kullanımı için sadece 1 Tl. alınması gerekmektedir.
•Hatay’da okuyan öğrencilere, emeklilere, 5 yaşından küçüklere ve engellilere ulaşım bedava sağlanmalıdır.
•Öğrencilere eğitim bursları ve yurt imkânı yaratılmalıdır.
•İhtiyaç sahibi ailelere ekmek ve süt bedava verilmelidir.
•Mezarlıklara ve havaalanına halkın ücretsiz kullanımına otobüsler tahsis edilmelidir.
•Toplu ulaşıma ağırlık verilmelidir. Altyapı çalışmaları tamamlanmalıdır.
Bu önerileri arttırmak mümkün. Belediyelere sağlık, eğitim ve barınma konusunda büyük görevler ve ödevler düşmektedir. Aynı zamanda geleceğin yaşanılır kentlerini yaratmak, doğaya ve yeşile dost şehirler inşa etmek, çocuklarımızın mutlulukla sokaklarında oynayabileceği , sahillerinde koşabileceği, denizlerinde güvenle yüzebileceği , meydanlarında ve parklarında zaman geçirebileceği bir kent uzak ve ulaşılamaz olmamalıdır.
Hayallerimizdeki kent olması için Hatay tüm imkanlara sahiptir. Başkan Lütfü Savaş’ı yıpratmaya değil eksikliklerini gidermeye yönelik eleştirilerin yer aldığı tartışmalara ihtiyaç duymaktayız.
Hatay’ı hayallerimizdeki kent haline getirecek yöneticilere de sahip olmak istiyoruz.
Hatay Büyükşehir Belediyesi Başkanı Lütfü Savaş bu görevi başarabilir.
Yeter ki kalbi Hatay halkı için atsın.
