Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Suriye sahasına ilişkin dikkat çeken bir açıklamada bulunarak, Şam yönetimi ile SDG arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakata uyulmadığını ve verilen sürenin dolduğunu açıkladı. Yıldız’ın açıklamaları, son dönemde Suriye’nin kuzeyinde artan askeri ve diplomatik hareketlilikle birlikte değerlendirildiğinde, yeni bir kritik eşik olarak yorumlandı.
Sosyal medya hesabından kapsamlı bir değerlendirme paylaşan Feti Yıldız, ABD ve İsrail destekli olduğunu ifade ettiği SDG’nin, Suriye topraklarının neredeyse üçte birini kontrol ettiğini belirterek, bu durumun Suriye’nin siyasi, ekonomik ve toprak bütünlüğü açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguladı.
Yıldız, SDG’nin ana omurgasını PKK/YPG’nin oluşturduğuna dikkat çekerek, örgütün kontrol ettiği bölgelerin yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik açıdan da son derece kritik alanlar olduğunu ifade etti. Bu bölgelerde zengin petrol ve doğal gaz yataklarının bulunduğunu hatırlatan Yıldız, ayrıca Fırat ve Dicle nehirlerine erişimin, tarım ve hayvansal üretim açısından büyük bir avantaj sağladığını belirtti.
MHP’li Yıldız’ın açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri, 10 Mart 2025 tarihinde SDG elebaşı Mazlum Abdi ile Suriye yönetimi arasında imzalanan 8 maddelik mutabakat oldu. Söz konusu anlaşmanın, SDG’nin kontrol ettiği bölgelerdeki sivil ve askeri kurumların merkezi Şam yönetimine entegre edilmesini öngördüğünü hatırlatan Yıldız, aradan geçen sürede mutabakat hükümlerinin hayata geçirilmediğini dile getirdi.
Yıldız’a göre, mutabakatın uygulanmaması yalnızca Suriye’nin yeniden toparlanmasını ve kalkınmasını geciktirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor. SDG’nin söz konusu alanları kontrol altında tutmaya devam etmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü önünde ciddi bir engel olarak değerlendiriliyor.
Açıklamasında İsrail’e de geniş yer ayıran Feti Yıldız, İsrail’in bölgede sürekli kaos üreterek nüfuz alanını genişletmeye çalıştığını savundu. İsrail’in bu hedef doğrultusunda zaman zaman doğrudan askeri müdahalelerde bulunduğunu, zaman zaman ise vekil unsurlar üzerinden hareket ettiğini belirten Yıldız, terör örgütlerinin bu stratejide önemli bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.
Yıldız, İsrail’in Suriye’de önce PKK/YPG’yi destekleyerek örgütün alan kazanmasına katkı sunduğunu, ardından Dürzi nüfus üzerinden Şam yönetimine karşı isyan girişimlerini teşvik ettiğini öne sürdü. Bu sürecin daha da ileri taşındığını belirten Yıldız, İsrail’in Şam’ı bombalayarak Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı binalarını hedef aldığını hatırlattı.
Gazze’de yürütülen saldırıların benzerinin Suriye’de de tekrarlanabileceği uyarısında bulunan Yıldız, İsrail’in Suriye’yi sürekli bombalayan ve istikrarsızlaştıran bir aktör hâline geldiğini ifade etti. İsrail’in aynı zamanda isyancı grupları destekleyerek, Suveyda’dan başlayıp kuzeydoğu Suriye’deki PKK kontrolündeki alanlara uzanan bir hat oluşturmayı hedeflediğini dile getiren Yıldız, bu hattın “Davut Koridoru” olarak adlandırıldığını belirtti.
Hermon Dağı’nın işgaliyle birlikte İsrail’in güneyden ve doğudan Suriye’yi çevrelemeye çalıştığını ifade eden Yıldız, bu stratejinin nihai olarak Türkiye’ye uzanmayı hedeflediğini ve bölge açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.
Feti Yıldız, açıklamasının en kritik bölümünde, PKK’nın Suriye kolu YPG/SDG’ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen sürenin 2025 yılı Aralık ayı sonu itibarıyla dolduğunu açıkça ifade etti. Bu tespitin, sahada yeni gelişmelerin habercisi olabileceği değerlendirmelerine yol açtı.
Yıldız ayrıca, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in konuyla ilgili son açıklamalarını da hatırlattı. Bakan Güler’in, “Devletimizin bu konudaki duruşu nettir ve hiçbir tereddüde yer yoktur. Başta PKK/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini sürdürmesine ve herhangi bir oldu bitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz” sözlerine yer veren Yıldız, Türkiye’nin nihai hedefinin terörün tamamen sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin tasfiye edilmesi olduğunu vurguladı.
Yıldız’ın açıklamaları, Suriye sahasında 10 Mart mutabakatının fiilen askıya alındığı ve yeni bir askeri-siyasi dönemin kapısının aralandığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirirken, önümüzdeki sürecin hem bölgesel hem de uluslararası dengeler açısından kritik gelişmelere gebe olduğu yorumlarına neden oldu.
14181,86%1,08
43,02% 0,17
50,45% -0,23
6069,01% 1,74
10035,64% 1,07