Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası dönemde olası adaylık senaryoları tartışılırken, Bilal Erdoğan’ın ismi parti kulislerinde dillendirilmeye devam ediyor. Bu tartışmalara AKP’nin kurucu isimlerinden, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’tan dikkat çeken ve açık bir itiraz geldi.
Ekrem İmamoğlu’ndan Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrası döneme kadar uzanan geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunan Arınç, Erdoğan ailesi üzerinden yürütülen “babadan oğula geçiş” tartışmalarına net ifadelerle karşı çıktı. Arınç’ın açıklamaları, AKP içinde bu konuda dile getirilen en açık ve en sert itiraz olarak kayda geçti.
AKP içinde Erdoğan sonrası döneme ilişkin soruları yanıtlayan Arınç, bu tür senaryoların erken ve spekülatif olduğunu belirterek, “Sorularınızın cevabını vermekte zorlanıyorum. Neden bana bunları soruyorsunuz? Kafasından ne geçtiğini ben nereden bilebilirim. Bunları konuşmak için çok erken bir varsayımım var ama o da bana kalsın. Bir şey söyleyip de sonra sosyal medyada gelişi güzel şeyler konuşulmasın” dedi.
Cumhurbaşkanlığına kimin aday olabileceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arınç, isim vermekten özellikle kaçındı ancak Erdoğan’ın siyasi reflekslerine dikkat çekti. Arınç, “İsim söylemem ama Tayyip Beyin siyasetteki çizgisini az çok biliyorum. 2007'de ‘Kardeşim Abdullah Gül’dür’ diyen bir insan, seçimler yaklaştığı zaman ‘kardeşim falandır’ diyebilir. Bunu da yabana atmayın” ifadelerini kullandı.
Erdoğan ailesine dair yöneltilen soruya da yanıt veren Arınç, kişisel tanışıklıklarına vurgu yaptı. “Ben Erdoğan ailesini tanırım ama Sümeyye Hanımla daha çok seçim gezilerinde birlikte olurduk. Çok hanımefendi bir kızımızdır. Bilal Beyi de tanırım şüphesiz. Cumhurbaşkanlığı konusunda kim ne düşünüyor beni ilgilendirmez, benim işim değil” dedi.
Ancak Arınç’ın asıl dikkat çeken çıkışı, aileden aileye geçen iktidar tartışmasına yönelik oldu. Türkiye’de bunun toplumda karşılık bulmayacağını savunan Arınç, şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa'da babadan oğula görüntüsünü göremezsiniz. Burası bir Azerbaycan değil veya Irak'ta İran'da Libya'da olan gibi bir şey görülmemiş. Olmaz mı istenirse olur. Halk buna karar verir. Halk tarafından hemen alkışlarla ve olumlu karşılanacağını da düşünmem. Seçim sonucunda bu kabul edilirse ona da bir şey diyemeyiz ama bir örneği yok.”
Arınç, Türkiye’de geçmişte babadan oğula geçen milletvekilliklerinin olduğunu ancak bunun cumhurbaşkanlığı ile karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. “Babadan oğula intikal eden vekillik olmuştur ama bu başka bir konu” diyen Arınç, Azerbaycan örneğini vererek İlham Aliyev ve eşi Mihriban Aliyeva’yı hatırlattı. “Bu o ülkelerde geçerli olabilir ama bizim ülkemizde kabul görmez diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Seçim ittifaklarına da değinen Arınç, mevcut siyasi tabloya yönelik eleştiriler yöneltti. Günlük siyaseti yakından takip etmediğini söylemesine rağmen okuduklarından etkilendiğini belirten Arınç, “Yüzde 1’lik partinin bile söz hakkı olacak bir noktaya gelindi. İyi mi kötü mü? Bana göre partiler kimliksiz hâle geldi” dedi. Eskiden partilerin kimliklerini korumak için doğrudan seçmenle temas kurduğunu belirten Arınç, bugün kurulan bazı ittifaklar için “Bunların bu ittifakta ne işi var?” yorumunda bulundu.
Ekrem İmamoğlu’nun siyasi sürecine de değinen Arınç, adaylığın erken açıklanmasının sonuçlarına dikkat çekti. “Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı çok erken açıklandı. Erken adaylık açıklamasaydı belki tutuklanmazdı. Siyasette erken öten horozun başını keserler” diyen Arınç, İmamoğlu’nun tutuklu değil, tutuksuz yargılanması gerektiğini savundu.
Kendi siyasi geçmişini hatırlatan Arınç, “Ben, Erbakan, Erdoğan, geçmişte çok yargılandık. Ama o gün bize düşman olanlar bile bizi tutuklu yargılamadı. Ekrem İmamoğlu da tutuksuz yargılanmalı” dedi. Yurt dışına çıkma ihtimaline karşı önlem alınabileceğini ifade eden Arınç, tutukluluğun gerekli olmadığını vurguladı.
Gezi davasından hükümlü MS hastası Tayfun Kahraman’ın sağlık durumuna da değinen Arınç, Adli Tıp Kurumu’nu sert sözlerle eleştirdi. “Adli Tıp Kurumu vicdansızlık bir yana acımasızca davranıyor” diyen Arınç, Kahraman’ın sağlık durumu nedeniyle tahliye edilmesi gerektiğini savundu. Kahraman’ı “hükümet devirecek biri olarak görmedim” sözleriyle savundu.
Melih Gökçek’e ilişkin geçmişte yaptığı açıklamalar da hatırlatılan Arınç, bu konuda geri adım atmadı. “Açıklanacak bir şey kalmadı. Her şey ortada” diyen Arınç, sosyal medyanın sorumsuzluğuna dikkat çekti. Daha önce söylediği “O benim sakalımı tıraş etti, ben onun kolunu kestim” sözlerini yineleyerek, “Kesilen kol yerine gelmez de, sakal daha gür çıkar. Yani ben konudan bir gram inhiraf etmiş değilim” dedi.
Mansur Yavaş’ın gönderdiği dosyalarla ilgili iddialara da değinen Arınç, bugüne kadar savcılığa çağrılmadığını belirtti. “Melih Gökçek'in adını bile anmak istemiyorum. Savcılar çağırırsa ifade vermeye giderim” ifadelerini kullandı.
Parti değiştiren milletvekilleriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Arınç, CHP’den AKP’ye geçen Hasan Utku Çakır’ın tutumunu eleştirdi. “Bu arkadaşın yaptığı beni mahcup etti” diyen Arınç, bağırarak, çağırarak, şov yaparak yapılan siyaset tarzını doğru bulmadığını söyledi. Arınç, özellikle “tabasbus” kelimesini bilinçli olarak kullandığını belirterek, Cemil Meriç’e gönderme yaptığını ve bu kelimenin anlamının araştırılmasını istediğini ifade etti.
17327,80%-0,02
43,72% 0,06
51,80% -0,07
6927,60% -1,24
11589,47% -0,69