Ankara’da televizyon, ajans ve gazetelerin temsilcileriyle düzenlenen iftar programında bir araya gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, gündemdeki pek çok başlığa ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Gürlek’in açıklamalarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu hakkında yaptığı değerlendirme, “Terörsüz Türkiye” sürecine dair mesajları, 12. Yargı Paketi çalışmaları ve yargı sistemine yönelik planlanan düzenlemeler öne çıktı.
Programda konuşan Gürlek, basının demokratik toplumdaki rolüne dikkat çekerek gazetecilerin kamuoyunun doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasındaki önemini vurguladı. Basın mensuplarının toplumun gözü, kulağı ve sesi olduğunu ifade eden Gürlek, kamu vicdanının canlı tutulmasında medyanın kritik bir görev üstlendiğini belirtti.
Gazze’de İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybeden gazetecileri de anan Gürlek, görevini yapan basın mensuplarının hedef alınmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Basın çalışanlarının can güvenliğinin uluslararası hukuk kapsamında korunması gereken temel bir hak olduğunu belirten Gürlek, gazetecilere başsağlığı dileklerini iletti.
Adalet Bakanı Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun kendisi hakkında yaptığı açıklamalara da değindi.
Cumhuriyet savcılarının görev anlayışının şahısların makamı ya da konumuyla ilgili olmadığını vurgulayan Gürlek, savcının yalnızca suçun var olup olmadığına baktığını söyledi.
Gürlek şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri, yaptıkları görevler ilgilendirmez. O kişinin Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin veya fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir.”
Soruşturma sürecinde dosyaya bu anlayışla yaklaştığını savunan Gürlek, İmamoğlu’nun kendisi hakkında yaptığı açıklamalara önem vermediğini belirtti.
“Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım” diyen Gürlek, sürecin artık yargılama aşamasına geçtiğini ifade etti.
Hukuk sisteminde her kararın denetlenebilir olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, yargı sürecinin işleyişinin bu denetim mekanizmalarıyla güvence altına alındığını söyledi.
Bakan Gürlek, kamuoyunda tartışma konusu olan İmralı’nın statüsü ve “umut hakkı” başlıklarına da değindi.
İmralı Cezaevi’ne yönelik tartışmaların Meclis’in yetki alanında olduğunu belirten Gürlek, Adalet Bakanlığı’nın bu süreçte yalnızca teknik görevler yürüttüğünü ifade etti.
“İmralı’nın statüsü Meclis’in takdiri. Biz şu an sadece heyetlerin İmralı’ya gitmesine izin veriyoruz” diyen Gürlek, umut hakkı tartışmalarına ilişkin olarak da terör suçlarında şartlı salıverme hükümlerinin bulunmadığını hatırlattı.
Bu konuda yapılabilecek değişikliklerin ancak ceza infaz düzenlemelerinde Meclis tarafından yapılacak bir değişiklikle mümkün olabileceğini belirtti.
Adalet Bakanı Gürlek, kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen genel af tartışmalarına da açıklık getirdi.
Adalet Komisyonu’nda yürütülen çalışmalara değinen Gürlek, şahsa özgü bir af düzenlemesinin mümkün olmadığını söyledi.
“Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonu da bunun farkında” ifadelerini kullanan Gürlek, yasal düzenlemelerin Meclis’in takdirinde olduğunu belirtti.
Adalet Bakanlığı’nın bu süreçte teknik destek vermeye hazır olduğunu ifade eden Gürlek, kanunların hazırlanması aşamasında hukukçuların ve hakim-savcıların katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
Gürlek konuşmasında “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece de değindi.
Türkiye’nin yıllardır terörle mücadele ettiğini hatırlatan Gürlek, sürecin önemli bir aşamaya geldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin desteğiyle sürecin ilerlediğini ifade eden Gürlek, artık sonuçların alınabileceği bir noktaya gelindiğini belirtti.
Bununla birlikte sürecin ilerleyebilmesi için örgütün tamamen silah bırakması ve kendini feshetmesinin temel şart olduğunu vurguladı.
Bu durumun çeşitli komisyon raporlarında da açık şekilde yer aldığını dile getiren Gürlek, silah bırakma ve eylemlerin sona erdiğinin doğrulanmasının ardından yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceğini söyledi.
Adalet Bakanı Gürlek konuşmasında bölgesel gelişmelere de değindi.
Orta Doğu’da yaşanan çatışmaların Türkiye açısından yakından takip edildiğini ifade eden Gürlek, özellikle İran’da yaşanan gerilimlere dikkat çekti.
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada güvenli ve güçlü bir ülke olduğunu vurgulayan Gürlek, devlet kurumlarının ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgedeki istikrarın korunması için güçlü bir kapasiteye sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’nin bölgesinde kalıcı barış ve istikrar istediğini belirten Gürlek, diplomatik temasların sürdüğünü ifade etti.
Adalet Bakanı Gürlek, yargı sisteminde önemli değişiklikler içermesi beklenen 12. Yargı Paketi hakkında da bilgi verdi.
Yargı Paketi’nin 25 Aralık’ta yürürlüğe girdiğini hatırlatan Gürlek, 12. paket üzerinde çalışmaları yeniden düzenlediklerini söyledi.
Toplumda adalete güven konusunda bazı sorunların bulunduğunu ifade eden Gürlek, bu durumun en önemli nedenlerinden birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirtti.
Türkiye’de yargı sisteminin önünde yaklaşık 12,5 milyon dosya bulunduğunu açıklayan Gürlek, bu sayının dünyadaki birçok ülkeye kıyasla oldukça yüksek olduğunu söyledi.
Bu nedenle her uyuşmazlığın mahkemeye gitmemesi için alternatif çözüm yöntemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni düzenlemelerde uzlaşma ve arabuluculuk mekanizmalarının genişletilmesi planlanıyor.
Gürlek, özellikle boşanma davalarının yıllarca sürdüğünü ve bunun taraflar açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını söyledi.
Yeni düzenlemeyle tarafların boşanma konusunda anlaşması halinde hakimin dosyayı arabuluculuğa göndereceğini belirten Gürlek, bu süreçte boşanma kararının hızla kesinleşebileceğini ifade etti.
Nafaka, velayet ve tazminat gibi konuların ise ayrı şekilde değerlendirilmeye devam edeceğini belirtti.
Yargılamaların hızlandırılması amacıyla “Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu”nun güçlendirileceğini açıklayan Gürlek, İstanbul, Ankara ve İzmir’de pilot uygulamalar başlatılacağını duyurdu.
Bu sistemde davaların hedef süreleri takip edilecek ve gecikme yaşanması halinde nedenleri araştırılacak.
Vatandaşların “Alo Adalet” hattı üzerinden başvuru yaparak davalarının durumunu öğrenebileceğini belirten Gürlek, başvurulara hızlı geri dönüş sağlanacağını söyledi.
Gerekli durumlarda yeni mahkemeler açılabileceğini ve personel takviyesi yapılabileceğini de sözlerine ekledi.
Adalet Bakanı Gürlek, ticari uyuşmazlıkların daha hızlı çözülebilmesi için İstanbul’daki ticaret mahkemelerinin tek çatı altında toplanacağını açıkladı.
Farklı adliyelerde bulunan mahkemeler arasında uygulama farklılıklarının bulunduğunu belirten Gürlek, bu adımın kararların daha tutarlı hale gelmesini sağlayacağını söyledi.
Yeni sistemde ticaret mahkemesi başkanlarının en az 10 yıl ticaret hukuku alanında görev yapmış hakimler arasından seçileceğini belirtti.
HSK’nın yayımladığı yeni düzenlemeyle ÇED iptal davalarında ihtisaslaşma sürecine gidildiğini açıklayan Gürlek, idari yatırım projelerinin uzun yargı süreçlerinden olumsuz etkilendiğini ifade etti.
Yeni düzenleme ile belirli mahkemelerin bu davalara bakacağını ve hızlı yargılama uygulanacağını söyledi.
Yargılamaları hızlandırmak amacıyla “atlamalı temyiz” sisteminin de gündeme geldiğini belirten Gürlek, bazı dosyaların hem istinaf hem de Yargıtay aşamasından geçmesinin önüne geçileceğini söyledi.
Bu sistemle davaların daha hızlı sonuçlanmasının hedeflendiğini ifade etti.
Bakan Gürlek, çocukların işlediği ağır suçlara ilişkin mevcut cezaların yetersiz olduğunu düşündüğünü söyledi.
Son dönemde çocukların karıştığı şiddet olaylarının arttığını belirten Gürlek, özellikle suç örgütlerinin çocukları kullandığını ifade etti.
Bazı suçlarda çocukların da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alabilmesinin önünü açacak düzenlemelerin gündemde olduğunu belirten Gürlek, çocukların suça sürüklenmesini önlemek için sosyal politikaların da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni nesil sokak çetelerinin çocukları suçta kullandığını ifade eden Gürlek, bazı durumlarda çocukların ailelerinden para karşılığı alınarak suç örgütlerine dahil edildiğini belirtti.
Devletin hem suçun önlenmesi hem de suç işleyen çocukların rehabilite edilmesi konusunda sorumluluk taşıdığını vurgulayan Gürlek, bu alandaki düzenlemelerin 12. Yargı Paketi kapsamında ele alınacağını söyledi.
15772,38%-1,50
44,07% 0,18
51,01% -0,33
7209,71% 0,41
11771,70% -0,79