Güvenlik kaynakları, son 10 gün içinde İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren üç balistik mühimmat parçasının **NATO hava ve füze savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Doğu Akdeniz'de konuşlu savunma unsurlarının devreye girmesiyle durdurulan mühimmat parçalarının Türkiye sınırlarına düştüğü belirtildi. Bu olayın son 10 gün içinde üçüncü kez yaşandığı ifade edildi.
"Diğer Ülkelere Yapılan Saldırılardan Farklı"
Güvenlik kaynakları, bölgede yaşanan gelişmelerin küresel ve bölgesel güvenlik dengelerinin ne kadar hassas bir noktada bulunduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Açıklamada, İran'ın saldırıları nedeniyle Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve Lübnan gibi ülkelerin yoğun saldırılarla çatışmanın birer cephesi haline geldiği belirtildi.
Türk hava sahasına giren füzelerin ise bu ülkelere yönelik saldırılardan farklı bir patern izlediği ifade edildi. Kaynaklar, diğer ülkelerde görülen yoğun saldırı trafiğinin Türkiye için söz konusu olmadığını kaydetti.
"Türkiye Savaşın Tarafı Değil"
Güvenlik kaynakları, Türkiye'nin çatışmaya ilişkin pozisyonuna da dikkat çekti.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Türkiye savaşın tarafı değildir ve çatışmanın içine çekilmemek için ihtiyatlı davranmaktadır. Türkiye, bölgede yeni gerilim hatlarının oluşmaması için sorumluluk bilinciyle hareket etmekte ve tüm taraflara bu yaklaşımını iletmektedir."
İran tarafına söz konusu saldırılarla ilgili sorumluların hızla tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması konusunda net mesaj verildiği de belirtildi.
"Türkiye Caydırıcı Güce Sahip"
Kaynaklar, Türkiye'nin ihtiyatlı tutumunun sınırsız tolerans anlamına gelmemesi gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin milli güvenliğini sağlamak için gerekli caydırıcı güce sahip olduğunu ifade etti.
Açıklamada, gerektiği takdirde Türkiye'nin kendi belirlediği yöntemlerle karşılık verebileceği ve yaptırım niteliğinde tedbirler almaktan çekinmeyeceği belirtildi.
Ayrıca füzelerin **NATO hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirilmesinin, Türkiye'nin hava sahasının korunması ve müttefik koordinasyonunun etkinliği açısından kritik bir örnek olduğu kaydedildi.