İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, son dönemde uluslararası krizlerde sergilediği savaş karşıtı tutumla Avrupa siyasetinde dikkat çeken liderlerden biri haline geldi. Gazze'den İran'a, Ukrayna'dan Venezuela'ya uzanan birçok başlıkta askeri müdahaleye mesafeli duran Madrid yönetimi, özellikle ABD ve bazı Avrupa ülkeleriyle farklı bir çizgi izliyor.
Sanchez'in son çıkışı ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına karşı yaptığı açıklamayla gündeme geldi. İspanya Başbakanı, hükümetinin pozisyonunu iki kelimeyle özetledi: "Savaşa hayır."
Bu açıklama, Avrupa içinde yürütülen tartışmaları da yeniden alevlendirdi.
İspanya'nın İran savaşına yönelik tutumu ve ülkedeki askeri üslerin ABD tarafından bu operasyon için kullanılmasına izin vermemesi, Washington yönetiminin tepkisini çekti.
ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa Birliği içindeki tartışmalar sırasında Madrid yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Trump, İspanya'nın tutumunu "berbat davranış" olarak nitelendirirken iki ülke arasındaki ticari ilişkileri kesme tehdidinde de bulundu.
Bu açıklamalar uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Trump'ın çıkışının ardından kameraların karşısına geçen Sanchez ise geri adım atmadı. İspanya hükümetinin pozisyonunun çok net olduğunu söyleyen Sanchez, şu ifadeleri kullandı:
"Bizim pozisyonumuzun özeti iki kelime: savaşa hayır. Geçmişte yapılan hataları tekrar etmemeliyiz."
İspanya Başbakanı, hükümetinin bu konudaki tutumunun Ukrayna ve Gazze'de izledikleri politikayla aynı olduğunu vurguladı.
Madrid yönetiminin en dikkat çeken adımlarından biri Gazze krizi sırasında geldi.
Sanchez, Gazze'de sivil kayıpların artmasıyla birlikte İsrail'in askeri operasyonlarını açık şekilde eleştiren az sayıdaki Batılı liderden biri oldu. İspanya, 28 Mayıs 2024 tarihinde Norway ve Ireland ile birlikte Palestine devletini resmen tanıdı.
Madrid yönetimi ayrıca Ekim 2024'te International Court of Justice'te South Africa tarafından İsrail'e karşı açılan soykırım davasına müdahil oldu.
Sanchez, geçen yıl Haziran ayında Avrupa'da İsrail'in Gazze'deki eylemleri için "soykırım niteliğinde felaket bir durum" ifadesini kullanan en üst düzey siyasi liderlerden biri oldu.
İspanya hükümeti daha sonra İsrail'e yönelik önemli bir yaptırım adımı da attı. Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan kararname ile İsrail'e silah ve askeri ekipman satışı ile alımı kalıcı olarak yasaklandı.
Ayrıca İsrail ordusuna yakıt veya silah taşıyan gemi ve uçakların İspanya limanlarını ve hava sahasını kullanmasına da izin verilmeyeceği açıklandı.
Sanchez bu kararı duyururken İsrail hükümetini sert sözlerle eleştirdi ve "hastaneleri bombalamak ve masum çocukları açlıkla öldürmekle" suçladı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından kısa süre sonra Madrid'den yeni bir tepki geldi.
Sanchez, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Gerilimi tırmandıran ve daha belirsiz bir uluslararası düzene katkı sağlayan ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri operasyonunu reddediyoruz."
İspanya Başbakanı ayrıca İran'ın yönetimine de mesafeli olduklarını ancak askeri müdahalelerin çözüm olmayacağını vurguladı.
"Bir yandan nefret dolu bir rejime karşı olunurken diğer yandan haksız ve tehlikeli bir askeri müdahaleye de karşı durulabilir."
Sanchez açıklamasında uluslararası topluma çağrıda bulunarak şu mesajı verdi:
"Derhal gerginliğin azaltılması, uluslararası hukuka saygı ve diyaloğun yeniden başlatılması gerekiyor. İspanya burada duracak ve Avrupa da burada durmalı."
İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares de Madrid'in tutumunu net sözlerle ortaya koydu.
Albares, ABD ile ortak kullanılan ancak İspanya egemenliği altında bulunan askeri üslerin İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin verilmeyeceğini açıkladı.
Bu üsler arasında İspanya'nın güneyindeki Rota ve Moron askeri üsleri de bulunuyor.
Uçuş takip sitesi FlightRadar24 verilerine göre ABD'ye ait 15 askeri uçak bu üslerden ayrıldı ve bunların en az yedisi Almanya'daki Ramstein Air Base üssüne konuşlandırıldı.
İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles ise ABD'nin bu adımı muhtemelen İspanya'dan operasyon yürütülemeyeceğini bildiği için attığını söyledi.
Sanchez hükümeti yalnızca dış politikada değil göç politikalarında da Avrupa'dan farklı bir yaklaşım izliyor.
Madrid yönetimi Ocak ayında 500 binden fazla düzensiz göçmene yasal statü verilmesini öngören planını açıkladı.
Sanchez, New York Times için kaleme aldığı yazıda MAGA hareketinin göç konusundaki söylemlerini eleştirerek Avrupa ülkelerine çağrı yaptı.
"Batılı ülkeler olarak kapalı ve yoksullaşan toplumlara mı yoksa açık ve müreffeh toplumlara mı dönüşeceğimizi seçmek zorundayız."
İspanya hükümeti bu politika ile insan hakları ve entegrasyon temelli yeni bir göç modeli oluşturmayı hedefliyor.