Tokat'ta 2025 yılının son günlerinde işlenen kadın cinayeti, dünya genelinde bilinen ancak Türkiye'de yeterince tanınmayan "sessiz yardım" el işaretinin hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Hatice Yalman, Mustafa Koç isimli saldırganın şiddet tehdidi altındayken gittiği bir markette, uluslararası alanda "sessiz yardım çağrısı" olarak bilinen el işaretini yaptı. Ancak bu çağrının market çalışanı tarafından bilinmemesi nedeniyle herhangi bir müdahale gerçekleşmedi. Yalman, marketten ayrıldıktan yaklaşık iki saat sonra Koç tarafından katledildi.
Olay, Tokat'ta yaşandı. Hatice Yalman, birlikte olduğu erkek tarafından tehdit edildiği sırada bir markete girerek, şiddet altında olduğunu anlatmak için tek eliyle "sessiz yardım" işaretini yaptı. Bu işaret; başparmağın avuç içine alınması ve diğer parmakların kapatılmasıyla oluşturuluyor ve özellikle aile içi şiddet mağdurlarının ses çıkarmadan yardım istemesi için kullanılıyor.
Ancak markette bulunan görevli, bu el hareketinin bir yardım çağrısı olduğunu bilmediği için herhangi bir girişimde bulunmadı. Hatice Yalman, marketten ayrıldıktan yaklaşık iki saat sonra Mustafa Koç tarafından öldürüldü.
Cinayetin ardından "sessiz yardım" işaretinin toplum genelinde bilinir hale getirilmesi amacıyla Change.org üzerinden bir kampanya başlatıldı. Kampanyada, söz konusu işaretin televizyonlarda kamu spotu olarak yayınlanması, okullarda öğretilmesi ve marketler, eczaneler, kamu kurumları gibi alanlarda tanıtılması talep ediliyor.
Cumhuriyet'ten Damla Polat'ın haberine göre, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan avukat Çağla Gül Bulut, yaşananların bireysel bir ihmal değil, toplumsal bir eksiklik olduğunu vurguladı.
Avukat Bulut açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Hatice Yalman, birlikte olduğu erkek tarafından ölüm tehdidi altındayken, uluslararası alanda bilinen sessiz yardım çağrısı el işaretini yapmıştır. Bu, o anda ağır ve yakın bir şiddet tehdidi altında olduğunu açıkça göstermektedir. Markette bulunan görevlinin bu el işaretinin bir yardım çağrısı olduğunu bilmemesi nedeniyle herhangi bir müdahale gerçekleşmemiştir."
Bulut, asıl sorunun bir yurttaşın bu işareti bilmemesi değil, bu hayati bilginin toplum geneline öğretilmemiş olması olduğunu vurguladı.
Çağla Gül Bulut, sessiz yardım işaretinin yaygınlaştırılmasının kadın cinayetlerini önlemede kritik rol oynayabileceğine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu işaret bilinseydi, derhal kolluk kuvvetlerine haber verilerek Hatice'nin hayatı kurtarılabilirdi. Bu nedenle bu çağrının kamu spotlarıyla, eğitimle ve kamusal alanlarda tanıtımla herkes tarafından öğrenilmesi hayati önemdedir."
Yaşanan cinayet, şiddetle mücadelede yalnızca yasal düzenlemelerin değil, toplumsal farkındalığın da ne kadar yaşamsal olduğunu bir kez daha ortaya koydu.