Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ramazan etkinlikleri "laiklik ilkesine aykırılık" eleştirilerinin hedefinde yer alırken bir okulda "Selefi andı" okutulması, bir okulda zil sesinin ilahi yapılması, bir okulda da Ramazan çetelesinin dağıtılması tartışmaları alevlendirdi. Bakan Yusuf Tekin, tepkilere ve eleştirilere ilk kez yanıt verdi.
Milli Eğitim Bakanlığı, Ramazan ayı boyunca ülke genelindeki okul öncesi, ilkokul ve ortaokullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlikler düzenlenmesi için 81 il valiliğine yazı gönderdi.
Bir okulda "Selefi andı" okutulması, bir okulda zil sesinin ilahi yapılması, bir okulda da Ramazan çetelesinin dağıtılması gibi örnekler, Bakanlığın uygulamasını laiklik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle tartışmaya açtı. Etkinliklere katılmayı istemeyen öğrencilerin dışlanma ya da etiketlenme riski, tepkileri daha da artırdı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, infial yaratan uygulamaya ilişkin gelen tepkilere ilk yanıtı verdi.
BBC'ye konuşan Yusuf Tekin, okullarda Ramazan ayına yönelik etkinlikler kapsamında gündeme gelen "Ramazan çetelesi" iddiaları ile İstanbul'daki bir ortaokulda okutulduğu öne sürülen "Selefi andı" tartışmalarına ilişkin ilk kez konuştu. Tekin, 75 bini aşkın okulda yüz binlerce etkinlik yapıldığını belirterek, "Bu kadar büyük bir havuz içinde üç-beş tane sıra dışı, meşru ilkelere uymayan uygulama olabilir" dedi.
Yusuf Tekin, bazı uygulamaların iyi niyetle ancak yanlış anlaşılabilecek şekilde ortaya çıkabileceğini, bazı durumlarda ise süreci politize etmek isteyen art niyetli kişilerin devreye girebileceğini savundu. Tartışmaların artmasına neden olan örneklerin ise "gayri hukuki" olduğunu belirten Tekin, "Bize ulaşan her şikâyette gerekli tedbiri alıyoruz" dedi; İl Millî Eğitim Müdürlükleri'nin de bu konuda hassasiyetle hareket ettiğini söyledi.
Öğretmenlerin ayrımcılık olarak tanımlanabilecek uygulamalar konusunda defalarca uyarıldığını ifade eden Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın temel görevlerinden birinin öğrencilerin milli kültür ve değerlerle bağını güçlendirmek olduğunu söyledi. Bunun hem eğitimin mantığı hem de Anayasa'nın yüklediği sorumluluk olduğunu dile getirdi.
İnanç özgürlüğü ve azınlık hakları konusunda Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu belirten Tekin, bu alanlarda kimsenin Türkiye'ye ders veremeyeceğini ifade etti. Bakanlık kaynakları da ilgili iddialara yönelik incelemelerin sürdüğünü bildirdi.
Bakan Tekin'in açıklamalarının ilgili kısmı şu şekilde:
"Öğretmenlerimizi, öğrencilere yönelik ayrımcılık olarak nitelendirilebilecek her türlü tutumdan kaçınmaları ve bu konuda hassas davranmaları yönünde defaten uyardık. Milli Eğitim Bakanlığı olarak temel görevimiz, çocuklarımızı milli kültür ve değerlerimiz etrafında yetiştirerek onların ülkemize ve milletimize olan bağlılıklarını güçlendirmektir; bu hem eğitimin temel mantığı hem de Anayasa'nın bize yüklediği bir sorumluluktur."
"Türkiye genelinde 75 binin üzerinde okulda gerçekleştirilen yüz binlerce etkinlik arasında, meşru ilkelere uymayan veya gayri hukuki olarak görülebilecek bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda münferit olay yaşanabilmektedir. Bu tür durumlar, bazen iyi niyetli bir çabanın yanlış anlaşılmasından bazen de süreci politize etmek isteyen art niyetli kişilerin sabote etme girişimlerinden kaynaklanabiliyor. Bakanlık olarak bu kadar büyük bir yapı içerisinde bu tip istisnai durumları doğal karşılıyoruz ancak herhangi bir şikayet bize ulaştığı anda gerekli tedbirleri alıp derhal müdahale ediyoruz."
"İl müdürlerimizi bu konularda uyararak her türlü bildirim ve şikayete karşı hassas olmalarını sağladık. İnanç hürriyeti ve azınlık hakları konusunda tüm vatandaşlarımızla aynı hassasiyeti paylaşıyoruz; nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı üzere, bu hususta dünyanın en demokratik ülkelerinden biri olarak kimseden fikir almaya ihtiyacımız yoktur."